Bir önceki yazımda üste basmak mevzusunda da ufak bir parantez açıp şunları söylemek isterim ki; ne yazık ki, bizler biraz ezilmiş bir nesil olduğumuzdan; daha doğrusu ‘veren el, alan elden iyidir’ düsturuyla büyütülmüş, kulağına devamlı ‘aman hep alttan alan, fedakar ve hoşgörülü olan sen ol’, şeklinde okunmuş; İsa misali sana tokat atana öbür yanağını dön tadında bir felsefeyle yetiştirildiğimizden kaynaklı olabilir; şimdilerde bir çoğumuz, çocuklarımıza, ‘kimseye kendini ezdirme, sana vurana sen iki tane vur’ filan gibi tembihlerde bulunuyor; misal kedisi olan öğretmenini bile; çocuğunun alerjisini bahane edip, sınıfa üstünde kedi tüyü olan ceketiyle gelmesi gerekçesiyle c.mere filan şikayet ediyoruz ya…
Yani bu kadarı da bir diğer uç olmalı. Herkesin çocuğu kendine özel, korunması ve üzerine titrenmesi gereken kişi tabi ama burada HERKESin kelimesi çok önemli. Yani hayat kimsenin etrafında dönmediği gibi, kimsenin evladının da etrafında dönmüyor. Senin ki evlatsa, diğeri de evlat ve evet bence şu an en önemli mesele; tüm bu vahşet, dehşet toplumuna sunulabilecek en büyük ve en ulaşılabilir şifa bence vicdan, merhamet ve zayıfın üstüne basmama, ondan bir de sen nemalanmaya çalışmama gibi erdemler olabileceğini düşünüyorum.
Dün, yine bir öğretmen öğrencisi tarafından katledildi. Bu kaçıncı şehidimiz bilmiyorum ama bu konuda özellikle önlem alması gereken mercilerin ne yazık ki birçok zaman ve birçok yerde olduğu gibi yine önlem almadıklarını görüyoruz. Tıpkı otel yangınında, madenlerde, doğal afetlerde olduğu gibi.. Gerekli önlemler alınmadığı için bir çok zaman bir çok can boş yere bu dünyadan göçüp gidiyor ve bir çok ailenin canı yanıyor. Bir çok çocuk annesiz babasız kalıyor. Bu katil öğrenci bir anne babanın evladı ve bir yıldır okula gelmeyen, psikolojik sorunları nedeniyle raporu olan bir genç ve sadece bu cinayeti işlemek için o gün okula bıçakla gelip iki öğrenciyi yaralıyor ve ne yazık ki bir öğretmenimizi şehit ediyor. Görgü tanıkları polis arabasına bindirilirken zevkle güldüğünü bildiriyorlar.
Şimdi şunu gerçekten herkes çok merak ediyor. Bir uçağa binerken bile silahlar insanların ellerinden alınıp, bu kadar sıkı güvenlik önlemleri alınırken binlerce çocuğun yüzlerce öğretmenin bulunduğu bir ortama, ciddi kontroller yapacak bir güvenlik görevlisini geçtim en azından yaralayıcı bir aletle geçilmesini engel olacak basit bir Xray cihazı gibi bir tedbir alınamaz mı tüm okullarda? Zaten bilmem kaç tane polisin, silahlı kuvvetin koruduğu bir çok kurumda bile defalarca bir çok cihazdan geçiyoruz mesela, değil mi? Ama, okullar tamamen korunaksız. Burada katledilen sizin bir yakınınız da olabilirdi. Yaralanan öğrencilerden biri sizin çocuğunuz da olabilirdi. Ama ne yazık ki, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mottosundan bir türlü çıkamadığımız için devamlı başka insanların acılarına ufacık üzülüp hiç sesimizi çıkarmadan normal ve bencil hayatımıza devam ediyoruz.
Bu öğretmenler büyük bir koşturmaca içerisinde devamlı bir dersten bir derse yetişmeye çalışıyorlar. Gerekli gereksiz evraklar peşinde koşmaktan bir çok zaman asli görevleri olan öğretmenliği bile perişan bir şekilde yapmak zorunda kalıyorlar. Bu gencin bu potansiyelde olduğunu, raporu olduğunu biliyorlar mıydı; bu konuda bilgimiz yok ama inanın öğretmenler öyle bir ortamda çalışıyorlar ki aynı anda on tane işi bir arada yürütmek zorunda olduklarından zaten bu gencin sabıkalı olduğu biliniyor bile olsa, öyle bir koşturmaca içerisinde böyle birinin okul sınırları içinde olduğunu fark etmemiş olduklarına hiç şüphem yok. Birçok öğretmen bu dar zamanda çok iş yapma yüzünden tüm gün yemek bile yiyemiyor.
O nedenle, şunu düşünmemek elde değil. Şimdi bir takım gerekli mercilerden insanlar cenazeye geleceklerdi. Ne mutlu ki birisi iptal edip, yardımcısını gönderdi ve o kişi de yuhlanarak uzaklaştırıldı. Ancak olan hep böyledir ya çoğunlukla. Sebep olanlar ön saflarda, imam; ‘hakkınızı helal eder misiniz?’ diye sorduğunda her cenazede olduğu gibi; ‘helal ederiz.’ derler.
Acaba bu öğretmenimize sorulsaydı o da onlara, hakkını helal eder miydi? Bu soruyu gerekli kişilerin düşünmesini; bu adaletsiz dünyaya ufacık da olsa bir adalet sağlayamıyorlarsa -bulundukları yer itibari ile en azından- o yeri boş yere işgal etmemelerini, dünyada bir çok yerde hata yaptığında harakiri yaparak hayatına son vermeyi bile göze alan onurlu ve şerefli yöneticiler de olduğunu hatırlatmak isteriz. Tabii ki kimsenin yaptığı hata yüzünden ölmesi değil dileğimiz ama en azından; insanları ezmek, üzmek, işlerini zorlaştırmak, adeta köleleştirmek, piyonlaştırmak dışında; asli görevinizin onda birini bile yerine getiremiyorsanız lütfen artık vicdanınızı temizlemek ve kamuoyuna oynamak adına; en azından olmamanız gereken yerlerde olmamayı tercih edin.
Bir Cevap Yazın