Ruh olmayınca ansiklopedileri de yalayıp yutsan dünyayı karış karış gezsen de ‘insan’ olunmuyor.
Kendi acıların, hassasiyetlerin hatta pozitif değerlerin gibi başkalarınınkileri de anlamayınca, sahiplenmeyince olmuyor. Bu durumda ancak ruhsuz entel ya da bilgili görünen cahil cühela oluyosun. İnsanı anlamadan ne yapsan boş..
Kendi kısır çevrende ve kafanda kendi surlarının içinde, ne kadar ot çıkarsa onu biçebilirsin. Oysa ki sonsuzluk var, ukala dümbeleği.
İşte belki de alimler bundan zalim oluyorlar.
Hayata geçmeyen farkındalık pişmanlıktır deniyor ya, ne doğru..
İçimizde ölmüş ve gömülmeyi bekleyen cenazeler, doğmakta olan bebekler.. her an var.
Dilerim farkındalıklarımızı hayata geçirebileceğimiz kabulleniş hafifliğine erişiriz hepçek.
Bir Cevap Yazın